Diş Teli Taktırmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

17 Haziran 2016 Cuma, 23:39
dis-teli


Diş teli bazı durumlarda çeneyle ilgili sorunlar yüzünden zorunlu hale gelen bir eylemdir. Diş teli düşünüldüğünden daha basit ve ağrısız bir işlemdir. Takıldıktan sonra bir kaç gün acı verir ama günlük rutini bozmaz.Diş teli takıldıktan sonra yemek yerken bir miktar ağrı hissedilir.

seffaf-braket

Şeffaf diş teli (şeffaf braket)

Bu sadece  bir kaç gün sürecektir. Aynı zamanda da dişlere takılan braketlerde yanaklarınızı tahriş edebilir. Bunu engellemek için özel mum vb. maddeleri ortodontistler den alabilirsiniz. Diş teli dişlerin yapısını farklı süreçlerde düzenler. Sürenin boyutu dişin bozukluluğuna göre değişir.

Diş Teli Ne Kadar Takılı Kalır? Kaş Yaşında Takılmalıdır?

Ortalama olarak 1-2 yıl sürer. Bazı durumlarda 5 ay sürebilirken, bu 2-3 yıla da çıkabilir. Diş teli çocuklarda 5 yaş öncesi için tavsiye edilmez, en uygun yaş 8 yaş ve sonrasıdır. Çocuklarda sadece diş bozukluğu varsa 11 ile 13′ lü yaşlar uygundur. İskeletsel ve diş bozukluğu ise 7 ile 8′ li yaş grubu uygundur. Diş teli taktırmak için hekim kontrolünden geçmelisiniz.

Diş Teli Fiyatları

Eğer hekiminiz makul görürse ve dişleriniz düzelmesi için başka bir seçenek yoksa yaptırabilirsiniz.  Diş teli 2.000 ila 2.500 TL arasında değişiklik gösterebilmektedir. SKG ve BAĞ-KUR’un diş telini lüks görmesinden ötürü sadece 18 yaş altındakiler için ödeme yapmaktadır.

Diş Teli Kullananların Yorumları

  • Yorum-1: dişlerin üzerine braket takılır, bunların önünde bir tümsek vardır, diş teli buralardan geçer. arka dişlerde ise bunların daha babaları vardır, daha büyüktürler ve diş telinin geçmesi için delik vardır. dişçi teli takar ve buralardan teli kıvırır mıvırır ve bir şekilde ordan çıkmaz tel. inanılmaz bir işkence şeklidir. teller 3-4 haftada bir değişir, çünkü dişler yerlerinden biraz kaymıştır bu sürede ve artık o telin anlamı kalmamıştır. bazı dişleri daha ufak bir telle sarıp kerpeten cinsi bişeyle bunu burarlar, bu dayanılmaz bir acıdır, dişi söküyorlarmış gibi bir histir duyulan. tellerin değiştiği gün dişler çok ağrır, hatta yemek bile yenemez. teller takılı olduğu sürece elma ısırılamaz(braketler kaymasın diye), soda içilemez, sakız çiğnenemez, çantada diş fırçası ve diş macunu taşınır. yediğiniz en ufak birşey bile gelip öndişlerin birine yerleşir. gülerken hep ağız kapatılır, konuşurken bile çok açılmaz ağız. bazen paket lastiği gibi bişey verir doktor. bunlar arka braketlere takılır ve ağız neredeyse hiç açılamaz. maçta tezahürat yapılamaz, sabah ağız tadıyla bir esneyemez insan. bunların paketleri üzerinde bilimum hayvan resimleri vardır.(benimkinde koala vardı). dişçiye her gidişte ‘ne zaman çıkıcak teller’ diye sorulur, dişçiyse her seferinde ‘gelecek seferde çıkarırız’ der.
    ve sonunda büyük gün gelir, teller çıkar, dişler pembemsi(yeşilimsi olanları da var) tatlı bişeylerle cilalanır, dişçi bir süreliğine damaklık takman gerektiğini söyler. dişçiye ‘tamam 24 saat takarım ben bunu’ denir. damaklık yere düşünce kırılan birşeydir, zaten uzun zaman tel takılmış, eziyeti çekilmiştir. damaklık çöpe atılır ve dişçiye bir daha hiç gidilmez.
  • Yorum-2: dıs tellerınden kurtulmak ıcın dıscıye gıttıgınızde, dıscı, dıslerınızın cok hassas oldugundan ve hemen sekıllerının bozulabıleceklerınden sıze damaklık verir. hatta bır de dıslerınızın arkasına ufak bır tel daha takar kı bu da damaklıgın daha az kullanılmasını saglar. kısa da olsa damaklıgın takıldıgı sure, ınsana ıskence gıbı gelır. eskıden geveze olan bırı artık cok az konusmaya baslar. cunku konusurken harflerı dogru duzgun telafuz edemez, bu da onun sınırı cok bozar.
  • Yorum-3: bazen braketlerin arasına gerilen telin burularak düğüm edilen uçları yanak ve dudak içine batarak yara eder. mum falan yapıştırılır üstüne. bi de braketlerin şeffaf olanları vardır artık, teknoloji ilerlemiştir. yeni nesil tellilerde eskilerin ışıl ışıl gülümsemesine rastlanmaz, uzaktan normal bile sanılabilirler. bi diğer iğrenç hayal ürünü unsur da, üst çenedeki bazı dişlerle alt çenedekiler arasında gerilip takılan lastiklerdir. braketlerin üstündeki minik kulpçuklar arasına gerilen, bildiğimiz paket lastiğinin küçüğüdür bunlar ve her yemekten önce çıkarılıp atılırlar. ayrıca sabit olmayıp, sadece arkalardaki iki dişin üstündeki iki halkadan, iğneye iplik takar gibi geçirilen ve uçları ağızdan dışarı çıkan gem tabir ettiğimiz tak-çıkarlı modeller vardır. enseden elastik bi nesneyle bağlanır bunlar, hatta abartıp kafatasını örümcek gibi kaplayan, çeneliği olan modelleri de vardır ki allah muhafazadır. esas tedavi bittikten sonra takılan damaklıklı modeleaparey de denir. bi süre sonra el kullanmadan, dille şakırt şukurt takılıp çıkarılarak oynanmaya başlar onunla. plastik damak kısmı ise hayal edilemiycek kadar kötü kokar. sabit teller çıkarıldıktan sonraki ilk hissiyat tuhaftır. yanak ve dudaklara içerden temas eden kaygan yüzeyli yumuşak dişler bi süre iğrenç bile gelir insana. bi de, uzun süre tel takmış insanlarda sürekli ağzı kapalı gülümseme alışkanlığı yerleşir. bununla mücadele edilmelidir çünkü toplumda göğsünü gererekten gülümseme hakkı olan azınlıktır artık onlar.
  • Yorum-4: bir dönem çocukluk özençlerimin kurbanı olarak taktırdım ben bunu. doktorun ‘yavrum dişlerin gayet düzgün, yapma etme’ diyerek aklımı başıma toplamama yardımcı olma çabalarına rağmen yok, inat etmiştim bi kere. taktırdıktan 2 hafta kadar sonra ağzımın içi çıfıt çarşısına döndü. sanki bir dozer içeriye dalmış da ortalığı talan etmişçesine dişlerin hepsi alt alta üst üste, birbirine girdi adeta. bir de buna her an 333 diyecekmişim gibi bir surat ifadesi ile konuşma kabiliyetimi yitirme durumu eklenince büyük bir hevesle giriştiğim eylem kabusa dönüştü. üstüne üstlük bilinçli olarak bozduğum düzgün dişlerimi tekrar eski haline getirebilmek için 2 yıl katlanmak zorunda kaldığım ve nihayet son aşamasına geldiğim tedavi süreci, damaklıklarımı bir yurtdışı gezisi dönüşü öncesi otel çalışanlarına bilinçsiz olarak armağan bırakmam üzerine tam bir hüsranla sonuçlandı.
  • Yorum-5: hele yetişkin iken hiç çekilmeyen hadise nesnesi.

    dişlere blaketler yapışır. sonra tel gerilir. üç hafta dilin, yanak içlerin yara olur. abuk subuk sesler çıkarırsın. en ciddi toplantı sırasında ağzını açmak zorunda olduğunda maymuna dönersin. üst dudağın hafif hafif burnuna yaklaşır. ”aaaa şeker botox ne iş?” salak sorularına maruz kalırsın. öpüşmek zul olur. ıslık çalamazsın. her kontrolde yeni bir işkence yaşarsın. yıllar sürer sonra çıkar bir de damaklık denilen abuk şeffaf aleti verirler tak diye. onu da katar gibi yaparsın. sonra dişlerin yine eski haline gelmeye başlar…

  • Yorum-6: tedavinin iki seneyi aşmayı başlaması ile doktora her ‘nezaman çıkıcaaaaa’ sorunuza ‘gelecek ay az kaldı iicene otursun hadi güzel kızım’ cevabını aldığınız ve bu cevapla çocuk gibi 6 ay oyalandığınız ama bununla birlikte aynanın karşısına geçip dişlerinizdeki değişimi hayran hayran izlediğiniz durumdur.
    ayrıca eğer porselen tel takıyorsanız ve sigara içiyorsanız dişlerinizi günde 50 defa fırçalamanız bile o şeffaf lastikleri beyaz tutmanıza asla yetmez.bu yüzden dişçiye periyodik kontrol için gittiğiniz -dolayısı ile lastiklerinizi değiştirdiğiniz- her muayeneden sonra 3 gün ağzınız kulakarınızda güler, bir sonraki muayeneye -ve tabiki lastik değişimine kadar- dudaklarınızı başkalarının yanında aralayamazsınız bile.halkuki dişleriniz beyazdır, sararan lanet olası lastiklerdir.
  • Yorum-7: cocuklugun ve bir adim sonrasinin ne kadar korkunc aci verici deneyimler oldugunu anlayamayan aile uyelerinin, gelecekteki bir cok sorunun cocuklukta ve erken genclikte yasanan olaylar yuzunden olustugunu bilmeyen aile uyelerinin zorla yaptirtmaya calistiklari olay. kendisinin begenildigini gormek isteyen kiz hayallerini ruyalarina gomecek, hoslandigi kiza acilmaya calisan cocuk bunu 10 bahar sonrasina ertelemek zorunda kalacaktir dis telleri ile. oyle sey olmaz, begenen telle begensin denilemez cunku bahis konusu genclerdir, onemli olan o yaslarda fiziki guzelliktir. saglik ayri estetik ayri. asil insan dogal insandir. hadi olmadi diyelim bari birakin ilerde kendi yaptirsin cocuk isteyince. zorlamayin.
  • Yorum-8: 25’inden sonra taktırılması her yönden garip olan hede.

    yalnızca üstte 6 dişinize takılsa bile ağrıdan başınızı kaldıramayabilirsiniz. üstelik bütün arkadaşlarınız “aa ne vardı ki senin dişinde keşke hiç bulaşmasaymışsın” derse o ağrılar on katına da çıkabilir.
    bu işte sebat etmek için son derece kararlı olmak elzemdir yoksa ertesi sabah uyanıp ağzınızdaki fazlalığı farkedince dünyanın en acınası sabah pişmanlıklarından birini yaşayabilirsiniz.

Konuyu oylayın:

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir